Karanlık odanın köşesinde kendini küçük yaraklı adamın önünde oyuncu gibi gösteren esmer kadının bakışlarıyla başladı her şey. Yumuşakça yanağından süzülen saçları, alaycı gülüşü sarmıştı adamı; o küçük amcığını öyle iğneleyici bir şekilde fark eder gibiydi. Kadın, elini yavaş yavaş uzatıp minicik sürtük yaragın üzerine bastırdığında, sonuç zaten belliydi. Kibirle karışık hakaretler savururken elleri hızlanıyor, tenin üzerinde kayarken ince parmaklarıyla adamın varolma sebebini çürütüyordu.
Her dokunuşunda küçük amcığın nasıl dile gelip inlemeye çalıştığını duyuyordu kadın hınzır hınzır. Hafifçe ısırdığı dudaklarının kenarından çıkan alaycı cümleler ve sert dayamalar hayatındaki en aşağılık yer olmaya adaydı şu an. “Baksana ne kadar ufak, daha ne bekliyorsun?” diye dalga geçerken eli daha da sıkılaşıyor, hızını artırıyordu. Yağmur gibi sağanak ter damlaları arasında, adamdan gelen hafif homurtular ve çözülen nefesler ortamı sapıklığın doruğuna taşıyordu.
Kadının avuç içi aşağı yukarı hızla dalgalanırken ufaklık yavaş yavaş isyan edemeyen boynunu büküyor, teslimiyetin tadını acıyla çıkarıyordu. O el hareketlerinin altında sarkıntılık ederek büyüyen arzu değil, hunhar bir eziyet vardı adeta. Kadın o minik amcığa karşı sahip olduğu hakimiyetin verdiği zevki kıskandırıcı bir şekilde yaşıyor ve onu alev alev yakıyordu; her folloş hareketinde adam biraz daha eriyor, biraz daha düzeltemediği bu durumla rezil oluyordu.
Sonunda kadın sertçe bastıran parmaklarını hafifçe gevşetip yumuşattığında adamın inleyişi odayı kapladı; titreyen vücudu ve çöken gururu en yakın tepenin altındaki küçültülmüş zaman gibiydi. Kadının alaycı kahkahası yankılanırken küçük yarak fazla dayanamamıştı artık: o zayıf amcık son titremesini yaparak büyük patlama yaşadı; aslında orada olup bitenin tek kazananı ezilen değil bizzat kadın oldu. Bu sahne tam anlamıyla boyun eğdirme ve kirli eğlencenin zirvesinde kendini buldu.








